Çocuklarının başarılı olmasını isteyen aileler başarının bedeli
olarak bir takım sorumluluklar alması gerekecektir. Bir yandan
üniversite sınavına hazırlanan, diğer yandan da okul dersleriyle yoğun
bir çalışma dönemi içinde olan gencin anne-babası olmak zordur. Bu
süreçte, adaylar bir takım sıkıntılarla karşılaşırken, aileler de
benzeri sıkıntıları derinden hissedip yaşayacaklardır.
Aileler kaygı verici yaklaşımlardan uzak durmalıdır
Genç için geleceğini etkileyecek sınavlar, akılcı bir nedene bağlı olduğu için doğal bir kaygı durumu oluşturur. Akılcı ve gerçek temele dayanmayan kaygı ise bireyin sağlığını, kişilik gelişimini, ilişkilerini olumsuz etkiler. Bu durum öğrencide güvensizlik duygusu oluşturarak gencin benlik saygısını olumsuz etkiler. Çocukları sınavlara hazırlanan ailelere düşen görev, çocuklarının çalışma isteğini artırmak ve kaygı verici yaklaşımlardan uzak durmak olmalıdır.
Hayat normal akışında devam etmelidir
Aileler sınava hazırlanan çocukları için yaşantılarında gereksiz sınırlamalara veya değişikliklere gitmemelidirler. Çünkü bu farklılıklar çocuklarda “Ailem benim kazanmamı çok istiyor, her isteklerimi yerine getiriyor. Bu yüzden benim de bu sınavı kesin kazanmam gerekir.” türü düşüncelerin oluşmasına neden olur. Bu durum ise gençlerin gereğinden fazla baskı hissetmelerine neden olabilir.
Aile gence, başarılı olacağı inancını vermelidir
Başarılı olacağına inanmak gençte kuvvetli bir çalışma motivasyonu oluşturur. Bu durumda ailenin yapması gerekenler; ona güvendiklerini sözleriyle ve davranışlarla ifade etmeleridir. Başarılarından dolayı takdir etmek, övmek, sevgi göstermek gencin ders çalışmalarını hızlandıracaktır. Başarısızlar yargılamadan nedenleri iyice araştırılmalı, beraberce gerçekçi çözümler üretilmelidir.
Yasaklamak yerine sınırlama getirilmelidir
Sınavlara hazırlanan gencin tüm yaşamını sadece ders çalışma; sürekli ev-okul-dershane üçgeni içinde gidip gelmesi beklememelidir. Ders çalışmanın dışında bir takım etkinlikleri yasaklamak başarıyı getirmeyecektir. Ancak, ders dışı etkinliklerin, ilgi ve uğraşıların bir kısmını öğrenci ile birlikte aile planlamalıdır. Aileler çocuklarını sosyal aktivitelere, arkadaşları ile hoşça vakit geçirmesine izin vermeli hatta teşvik edilmelidirler. Sınava hazırlığın uzun soluklu bir süreç olduğu unutulmadan öğrencinin bu süreci sağlıkla tamamlayabilmesi için kendini ifade edebileceği, deşarj olabileceği periyodlara ihtiyaçları olacaktır.
Başarıyı destekleyen ifadeler çalışma motivasyonuna olumlu etkiler
Ailenin gence karşı “Sana güveniyorum. Kendin için başarılı olmalısın” gibi ifadeler gençte genelde “Senden iyi bir sonuç bekliyorum, senden başarı bekliyoruz.” şeklinde algılamaktadırlar. Bu ifadeleri sıkça kullanmak gençte kaygıyı artırabilmektedir. Ancak, gencin gerçekten çalıştığını durumlarda ise “Çaba harcadığını görüyorum, hiçbir çaba karşılıksız kalmaz, çalışmalarının karşılığını alacağını düşünüyorum.” ve benzeri şekilde sonuca odaklı olmayan ama süreci destekleyen ifadeler çalışma motivasyonuna olumlu etkisi olacaktır.
Karşılaştırmalardan uzak durulmalıdır
Ailelerde sıklıkla görülen ama motivasyon oluşturmayan genel durum ise çocuklarının durumunu yakın çevredeki diğer akranlarıyla karşılaştırma eğilimidir. “Komşunun oğlu gece ikiye kadar çalışıyormuş, kendine ait odan var, odanda hiçbir eksiğin yok, her istediğini yapıyoruz ama yine de seni çalıştıramıyoruz, bu imkânları olmayıp da çalışan nice gençler var.” türü konuşmalar genellikle tartışmayla biter. Yapılması gereken genci sadece kendisiyle karşılaştırmalısınız. Yani önceki başarısı, önceki davranış biçimleriyle şimdiki durumu karşılaştırmak daha olumlu sonuç verecektir.
Sınav stresini kullanmasına izin verilmemelidir
Birçok öğrencinin sınava sürecinde alıngan davranışlar sergileyebilir. Sesini yükseltme, gereksiz yere ağlama, kapıları sertçe vurma olağan karşılanabilir. Ancak genç, olumsuz duygularını bu şekilde yansıtırken bile belirli sınırların içinde kalabileceğinin farkında olmalıdır. Bazı öğrencilerin “Ne yapayım stresim var, kolay değil katlanın artık” gibi ifadeleri ile sonunda aşırılığa varan kapris türü olumsuz davranışlara sınır koymakta yarar vardır. Ancak, gencin bu tepkilerine karşı ailenin de “Sınavdan sonra görürsün.” türünde tehdit içerikli ifadeler kullanılmamalıdır.
Burada asıl ve önemli olan ise; “Bilmek yeterli değildir, önemli olan bildiklerimizi hayatımıza katabilmek ve sevgiyle uygulayabilmektir.”
Aileler kaygı verici yaklaşımlardan uzak durmalıdır
Genç için geleceğini etkileyecek sınavlar, akılcı bir nedene bağlı olduğu için doğal bir kaygı durumu oluşturur. Akılcı ve gerçek temele dayanmayan kaygı ise bireyin sağlığını, kişilik gelişimini, ilişkilerini olumsuz etkiler. Bu durum öğrencide güvensizlik duygusu oluşturarak gencin benlik saygısını olumsuz etkiler. Çocukları sınavlara hazırlanan ailelere düşen görev, çocuklarının çalışma isteğini artırmak ve kaygı verici yaklaşımlardan uzak durmak olmalıdır.
Hayat normal akışında devam etmelidir
Aileler sınava hazırlanan çocukları için yaşantılarında gereksiz sınırlamalara veya değişikliklere gitmemelidirler. Çünkü bu farklılıklar çocuklarda “Ailem benim kazanmamı çok istiyor, her isteklerimi yerine getiriyor. Bu yüzden benim de bu sınavı kesin kazanmam gerekir.” türü düşüncelerin oluşmasına neden olur. Bu durum ise gençlerin gereğinden fazla baskı hissetmelerine neden olabilir.
Aile gence, başarılı olacağı inancını vermelidir
Başarılı olacağına inanmak gençte kuvvetli bir çalışma motivasyonu oluşturur. Bu durumda ailenin yapması gerekenler; ona güvendiklerini sözleriyle ve davranışlarla ifade etmeleridir. Başarılarından dolayı takdir etmek, övmek, sevgi göstermek gencin ders çalışmalarını hızlandıracaktır. Başarısızlar yargılamadan nedenleri iyice araştırılmalı, beraberce gerçekçi çözümler üretilmelidir.
Yasaklamak yerine sınırlama getirilmelidir
Sınavlara hazırlanan gencin tüm yaşamını sadece ders çalışma; sürekli ev-okul-dershane üçgeni içinde gidip gelmesi beklememelidir. Ders çalışmanın dışında bir takım etkinlikleri yasaklamak başarıyı getirmeyecektir. Ancak, ders dışı etkinliklerin, ilgi ve uğraşıların bir kısmını öğrenci ile birlikte aile planlamalıdır. Aileler çocuklarını sosyal aktivitelere, arkadaşları ile hoşça vakit geçirmesine izin vermeli hatta teşvik edilmelidirler. Sınava hazırlığın uzun soluklu bir süreç olduğu unutulmadan öğrencinin bu süreci sağlıkla tamamlayabilmesi için kendini ifade edebileceği, deşarj olabileceği periyodlara ihtiyaçları olacaktır.
Başarıyı destekleyen ifadeler çalışma motivasyonuna olumlu etkiler
Ailenin gence karşı “Sana güveniyorum. Kendin için başarılı olmalısın” gibi ifadeler gençte genelde “Senden iyi bir sonuç bekliyorum, senden başarı bekliyoruz.” şeklinde algılamaktadırlar. Bu ifadeleri sıkça kullanmak gençte kaygıyı artırabilmektedir. Ancak, gencin gerçekten çalıştığını durumlarda ise “Çaba harcadığını görüyorum, hiçbir çaba karşılıksız kalmaz, çalışmalarının karşılığını alacağını düşünüyorum.” ve benzeri şekilde sonuca odaklı olmayan ama süreci destekleyen ifadeler çalışma motivasyonuna olumlu etkisi olacaktır.
Karşılaştırmalardan uzak durulmalıdır
Ailelerde sıklıkla görülen ama motivasyon oluşturmayan genel durum ise çocuklarının durumunu yakın çevredeki diğer akranlarıyla karşılaştırma eğilimidir. “Komşunun oğlu gece ikiye kadar çalışıyormuş, kendine ait odan var, odanda hiçbir eksiğin yok, her istediğini yapıyoruz ama yine de seni çalıştıramıyoruz, bu imkânları olmayıp da çalışan nice gençler var.” türü konuşmalar genellikle tartışmayla biter. Yapılması gereken genci sadece kendisiyle karşılaştırmalısınız. Yani önceki başarısı, önceki davranış biçimleriyle şimdiki durumu karşılaştırmak daha olumlu sonuç verecektir.
Sınav stresini kullanmasına izin verilmemelidir
Birçok öğrencinin sınava sürecinde alıngan davranışlar sergileyebilir. Sesini yükseltme, gereksiz yere ağlama, kapıları sertçe vurma olağan karşılanabilir. Ancak genç, olumsuz duygularını bu şekilde yansıtırken bile belirli sınırların içinde kalabileceğinin farkında olmalıdır. Bazı öğrencilerin “Ne yapayım stresim var, kolay değil katlanın artık” gibi ifadeleri ile sonunda aşırılığa varan kapris türü olumsuz davranışlara sınır koymakta yarar vardır. Ancak, gencin bu tepkilerine karşı ailenin de “Sınavdan sonra görürsün.” türünde tehdit içerikli ifadeler kullanılmamalıdır.
Burada asıl ve önemli olan ise; “Bilmek yeterli değildir, önemli olan bildiklerimizi hayatımıza katabilmek ve sevgiyle uygulayabilmektir.”





0 yorum:
Yorum Gönder